Sualtı Dünyası

Sualtında gezmek için tıklayınız...

Gezilerimiz - Kaş Dalışları

Kaş gezimiz de böyle  geçti...
 
Sabahın ilk saatleriyle berrak sular bizi bekliyor.
 
 
 
 
Akşam da biraz eğlenmek lazım
 
 
 
 
 
Ebru hanım doğum gününü unuttuğumuzumu sandın.
 
 
 
Son dakikada turumuza katılan sayın Derya KÖROĞLU bizi kırmadı
bize muhteşem bir müzik ziyafeti çekti. Alkışlar sana sevgili Derya
 
 
Gece yatmadan toplu bir fotoğrafımız olsun istedik.
 
 
Kaş bu güneşi  başka bir güzel
 
 
Reçel de bütün fotoğraflara girmek için özel bir çaba sarfediyor
(Reçel diğer gruptan bir arkadaşın köpeği, Laf aramızda çok akıllı bir köpek,
ne yalan söyleyim benim olsun isterdim :)
 
 
 
Gören de kırk yıllık dalıcılar zanneder (Discovery yapacaklar)
 
 
 Kolay mı ? Eş deyip geçmeyin herzaman yanın da olmak gerek
 
 
 
Dayanamadın değil mi su nasıl olsa kaçıyor benı bekleme bakalım
sevgili Attila...
 
 
Tekne de bu kadar sualtının o muhteşem güzelliklerini anlatırsan
 olacağı bu işte Reçel'de dalgıç olmaya karar vermiş
 
 
 
Ve ayrılık... bir daha ki Kaş gezilerinde buluşmak üzere....bye..bye...


AKDENİZ KIYISINDA BİR DALIŞ CENNETİ KAŞ

Antalya körfezinin batısında Akdeniz'e doğru bir çıkıntı meydana getiren Teke yarımadasının güneyinde küçük bir koyun kıyısında kurulmuş bir kent Antiphellos yani Kaş;
Bu şehrin tarihi ilk insanın Anadolu'da görüldüğü çağlara kadar uzanır. Yöredeki birçok mağarada Yontma Taş devrinden (Paeolitik çağ) Bakır çağına (kalkolitik çağ) kadar uzanan kalıntılar bulunmuştur.
İ.Ö. 1900-1400 arasında Hitit imparatorluğuna bağlı olan yöre daha sonra Lidyalıların ve Perslerin egemenliği altına girmiş, İ.Ö.4.yüzyılda Büyük İskenderin kurduğu Makedonya imparatorluğuna bağlanan bölgeye daha sonra Bergama Krallığı egemen olmuştur.
Yöre İ.Ö. 67'de Roma topraklarına katılmış, ticari ve askeri açıdan son derece önemli olan bu bölge 7.yüzyılın başlarında müslüman arapların düzenlediği saldırılara maruz kalmıştır. 1085'te Anadolu Selçukluların himayesine girmiş, 1426'da da Osmanlı Devletine bağlanmıştır. Mondros müterakesi uyarınca 1919-1921 arasında İtalyanların işgali altında kalmıştır.
Sizde benim gibi tarihi bu kadar eski ve zengin bir kentte dalışa gidiyorsanız benim gibi heyacan içinde dalış noktasına varmak için sabırsızlanırdınız diye düşünüyorum.
Yorucu bir araba yolculuğundan sonra nihayet günün ilk ışıklarıyla beraber dalış noktamız olan Kaş'a vardık. İlk düşüncemiz yol yorgunluğunu azda olsa üzerimizden atmak için otele yerleşmek oldu.
Bu ufak dinlentinin ardından kahvaltıyı müteakip grup arkadaşlarımla birlikte dalış yapacağımız dalış teknesine doğru yöneldik. Tekneye gelecek grupların tamamlanmasına müteakip tekne ilk dalış mevkiine doğru hareket etmeye başladı. Yaklaşık 20-25 dakikalı bier seyirden sonra ilk dalış yapacağımız mevkiye varmıştık bile, ilk dalış mevkii ikinci dünya savaşından kalma iki pervaneli bir uçak batığınında bulunduğu Flying Fish reef, bu reef her düzeyde dalıcıya hitap ediyor o yüzden tüm arkadaşlar bu reefte dalışa hep birlikte geçmeye karar verdik.
Dalış malzemelerimizi kuşandıktan sonra artık kendimizi masmavi sulara bırakmaya hazırladık. Dalış arkadaşımla okeyleştikten sonra dalışa başladık dalışa başlamamızla birlikte iki orfozun bize eşlik etmeye başladı sanki bizi bekliyorlar gibiydi. Biraz ilerledikten sonra bir kovuktan sarı benekli bir mürenin bizi dikkatli bir şekilde süzdüğünü fark ettik. İlk etapta biraz ürkmemize rahmen birkaç dakika sonra birbirimize alışmışitık bile , biraz sarı benekli mürenle oynaştıktan sonra dalışa devam etmeye karar vermiştik ki yanımızdaki orfozların bize küsüp gittiklerini fark ettik. Fazla üzülmemize meydan vermeden bir adet lahosun bize pozlar vermeye çalıştığını fark ettik.
Dalış o kadar zevkli geçiyordu ki nereye baksak farklı bir canlıyla karşılaşmak mümkündü. Ama dalışın en keyifli zamanı dalışın sonuna doğru sahneye en son çıkan assolist misali ortaya çıkan bir caretta caretta idi. Gerçekten muhteşem bir görüntüsü vardı bende bu görüntüyü kaçırmak istemiyordum.
Bende öyle yaptım ve makinam da kalan tüm pozları Caretta Caretta üzerinde harcadım. Ne yazık ki istemeye istemeye de olsa bir dalışın daha sonuna gelmiştik işte artık derinliklere veda zamanı gelmişti. Ne kadar istemesek de bir sonraki dalışı hayal ederek satha çıkmaya başladık. Ama en azından bu dalıştan kalma bir teselli ikramiyesi vardı o da dalış sırasında çektiğim fotoğraflar.